Yaban Mersini (vaccinum myrtillus) ılıman iklimlere adapte olmuş bir üzümsü meyve türüdür. Anavatanı kuzey yarım kürenin serin ve dağlık bölgelerinde yetişen bircok türü vardır. Genel olarak kuzey Avrupa, Amerika’daki Rocky dağları ve ülkemizde, Doğu Karadeniz bölgesinin rakımca yüksek olan fundalık ve ormanlık bölgelerinde yabani formda değişik tipleri bulunmaktadır.
%83'ü su, %0,7', si protein, %0,5'i yağ, %15'i karbonhidrat, %1,5'uğu lifdir.
62 kalori sağlar.
Adet kanamalarını düzenleyen bir meyve olarak tavsiye edilmiştir.
Ağız, deri ve üriner sistem enfeksiyonları
Anti kanserojen ve antioksidant (damarlarda yağ birikimini engelleme) özelliğine sahiptir
Aşırı kanamayı durdurma
Bağırsak metabolizmasını düzenler
Damar hastalıkları
Göz yorgunluğunu giderir, miyopluk ve şeker hastalığınından kaynaklanan görme bozukluklarını engeller
Gut ve Romatizma
HIV virüsünün tekrarlanmasını azaltır.
İshal durdurucu; yaprak ve kuru meyvelerinden yapılan çay
Kan şekeri ve kolestrolü düşürür
Kansere karşı vücudu koruyan enzimleri çalıştırır
Kalp krizi riskini azaltır. Damar sertliği oluşumunu engeller
Sağlıklı bağ dokusu ve yeni kılcal damar oluşumuna yardımcı olur.
Taze olarak yenildiğinde kanı temizler
Varis ve basuru iyileştirir
Yaprak ve kuru meyvelerinden yapılan çay ishal giderici olarak kullanılır
Dağdibi Cami oturma odası ve diğer donatılar elden geçirilerek yeniden düzenlendi.Oturma odasında oturma yerleri kanebe şeklinde düzenlenerek oturma kapasitesi artırılmıştır.Emeği geçenlere şükranlarımızı arz ederiz.
Her mevsim başka bir güzel olan memleketimiz,karın yağmasıyla başka bir güzelliğe kavuştu.Şair ne güzel söylemiş:"
"Ne güzeldir,karlı dağların/
Bacalarda tüter kara dumanın /
Memleket memleket cansın memleket /
Damarımda akan kansın memleket.. "
Danıştay 6. Daire kararıyla yapımı durdurulan Rize Organize Sanayi Bölgesinin, Danıştay İdari Davalar ve Daireler Genel Kurulu’nun verdiği ‘Kamu Yararı nedeniyle cebri kamulaştırma yapılabilir’ yönündeki karar sonrası yeniden gündeme gelmesi, Rize’de sevinçle karşılandı.
Dağdibi Mahallesi Ömeroğullarından,Hamdi,Şeref,İsmail ve Kadir Ömeroğlu'nun babası Mustafa Ömeroğlu hakkın rahmetine kavuştu.Cenazesi 7 Aralık 2011 Çarşamba günü,Kalkandere Dağdibi Camiinde öğle namazına müteakip ebedi istirahatgahı olan Dağdibi mezarlığına defnedildi.Merhuma Allah'tan rahmet,ailesine,yakınlarına,akrabalarına ve dostlarına başsağlığı dileriz.Mekanı cennnet olsun.
Taziye için irtibat telefonu:0539 519 24 84(Hamdi Ömeroğlu)
BALEVALAR AİLESİNİN ACI GÜNÜ
Kalkandere Dağdibi mahallesinden Balevalar ailesinden Ömer GÜNER' in eşi Hatice GÜNER Nurettin. Şuayip. Fehmi. Galip GÜNER' in Anneleri vefat etmiştir cenazesi 26.11.201. cumartesi Günü öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazından sonra ebedi istirahatgahı olan Kalkandere Dağdibi mahallesi aile kabristanlığına Defnedildi Kalkanderehaber ekibi olarak merhuma Allahtan Rahmet Dostlarına ve sevenlerine Başsağlığı Diliyoruz Mekanı cennet olsun(Kaynak:Kalkandere haber)
Edinilen bilgiye göre bu akşam saat:19.00-20.00 arasında Rize'de olması beklenen Başbakan Erdoğan'ın dinlenmek üzere Rize'ye geleceği ve babaocağı Güneysu ilçesinde konaklayacağı bilgisine ulaşıldı.
10 Ekim Perşembe gününe kadar Rize'de kalacak olan Başbakan Erdoğan'ın Perşembe akşamı veya Cuma günü Rize'den ayrılıp bir süre önce depremle sarsılan Van'a ziyarette bulunacağı öğrenildi.
Başbakan Erdoğan'ın yarın Rize Cumhuriyet Meydanında Rize Belediyesi tarafından vatandaşlarla protokolün bayramlaşmak için kurduğu çadır bayramlaşmasına katılması bekleniyor.
Başbakan Erdoğan'ın Rize'de Rize Valiliği'ni ziyaretinin yanısıra Rize Belediyesi ile Rize Üniversitesi'ne de ziyarette bulunması ve Rize Üniversitesi'nin bu ziyarette Başbakan Erdoğan'a fahri doktorluk ünvanını vermesi bekleniyor. Erdoğan'ın ayrıca Rize'de sel bölgelerini ve selden hasar gören vatandaşları ziyaret etmesi bekleniyor.
Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder, mutluluklar dileriz. Büyüklerimizinn ellerinden küçüklerimizin gözlerinden öpüyoruz...
Kalkandere Dağdibi Mahallesi Demircilerden Hamit Demir'in eşi Mürvet Demir hakkın rahmetine kavuştu.28 Ekim istanbul Ümraniye Medine Cammi'nde cuma namazına müteakip kılınan cenaze namazından sonra,ebedi istirahatgahı olan Ümraniye Ihlamurkuyu mezarlığına defnedildi.Merhume teyzemize Allah'tan rahmet,ailesine,akrabalarına ve Dağdibi halkına başsağlığı dileriz.Mekanı cennet olsun
Dağidibi mahallesinden Musa Ahmet'in eşi,Ali Özdemir Hoca'nın annesi 24 ekim 2011 tarihinde İstanbul'da hakkın rahmetine kavuştu.Cenazesi aynı gün saat 15.00'de Ümraniye'deki evinden ebedi istirahatgahı olan Rize'nin Kalkandere ilçesi Dağdibi Mahallesine uğurlandı.25 Ekim 2011 Salı günü öğle nmazına müteakip kılınacak cenaze namazından sonra toprağa verilecektir.Mehumeye Allah'tan rahmet,yakınlarına,akrabalarına ve Dağdibi halkına başsağlığı dileriz.Mekanı cennet olsun.
Taziye için irtibat:Ali Özdemir(0537 649 22 51)
TARİHİİlçenin bilinen en eski adı Karadere'dir. İlçe merkezinden geçmekte olan derenin yatağındaki kara taşların, suyun rengini kara göstermesi ilçenin bu adı almasına sebep olmuştur. Daha sonra bu ad Kalkandere olarak değiştirilmiştir. Kalkandere adı ilçenin geri kalmışlıktan kurtularak kalkınma sürecine girmesi nedeniyle verilmiştir. Başka bir düşünceye derenin bol su getirerek taşmasına atıfta bulunularak "Kabaran Dere" anlamında Kalkandere denmiştir. üçüncü bir anlamı da kötülüklere karşı kalkan olmaktır.
Kalkandere, sırasıyla Kimmerler, Persler, Selçulular ve Trabzon Rum Pontus devletinin egemenliği altında kalmış, 1461'de Fatih sultan Mehmet'in Trabzon Rum Pontus Devletini ortadan kaldırmasıyla Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır.
XI. yüzyılda başlayan büyük Türk göçü ile Kars-Çoruh yolu üzerinden Selçuklu Türkleri'nin bölgeye ilk defa giriş yaptığı bilinmektedir.
1048'de İbrahim YINAL komutasındaki Selçuklu ordusu Trabzon'a kadar gelir.
1058'de Emir DİNAR komutasındaki Selçuklu ordusu Kars-Çoruh yolunu takip ederek Kelkit'e ulaşır.
İlçemizin bulunduğu mevkiyi göz önüne alırsak bu akınlar sırasında Çoruh Vadisini İspir üzerinden İkizdere-İyidere Vadisine bağlayan geçitten bölgemize girildiği düşünülebilir. Kalkandere'deki akrabaların soy adlarına Doğu ve Güneydoğu illerinde de rastlanması bu görüşü doğrulamaktadır. Ayrıca yakın zamanlara kadar Rize'yi Erzurum'a bağlayan bir yaya yolunun varlığı da bilinen bir gerçektir. Kara yolunun olmadığı dönemlerde bölgemizde yaşayan insanların Rize-İspir-Erzurum arasında katırlarla yük taşıdıklarına yaşlılarımız şahittir.
1071 Malazgirt Zaferi sonunda bilgemiz kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girer. Ancak Selçuklu göçünün Batı Anadolu'ya kayması ile bölge tekrar Bizans eline geçer. Bundan sonra Danışmendoğulları, Bizans ve Anadolu Selçuklu Devletleri arasında el değiştiren bölge, 4. Haçlı Seferi sırasında Rum-Pontus Devleti'nin hakimiyeti altına girer. Nihayet 1461'de Fatih'in Trabzon seferi sonunda Osmanlılar bölgeye hakim olur.
Bu dönemde İlçemizin büyük yayla şeklinde bir köy durumunda olduğu Mahmut GÖLOĞLU'nun Trabzon Tarihi adlı eserinde ifade edilmektedir. Aynı kaynak, 1821'lerde köy halinde bulunan Karadere'nin nahiye oluş tarihini de 1886 olarak vermektedir
Seferberlik sırasında Ruslar, Kars-Çoruh yolunu takip ederek İspir üzerinden Silyan dağlarına gelmişlerdir. Sarıkamış bozgunundan dolayı bölgede Türk Askeri Kuvvetlerinin az olması nedeniyle 02.04.1916 tarihinde Karadere suyunun Of tarafı Ruslar'ın eline geçmiştir. Bu işhalden sonra Rusya'da meydana gelen Bolşevik ihtilali sonucu, Erzincan görüşmeleri ile Rus Birlikleri Doğu cephesine doğru çekilmeye başlamışlardır. Aynı anda harekete geçen II. Türk-Kafkas Kolordusu bölgeye hakim olmuş, 2 Mart 1918'de Yakup Şevket Paşa'ya bağlı birlikler Rize'yi kurtarmıştır.
Mütareke yıllarında Trabzon'da kurulan "Trabzon Müdâfa-i Hukuk-i Milliye" örgütünün Rize'de şubesi açılmış, bölgemiz halkı, bu örgüt vasıtasıyla seferberliğe iştirak etmiştir.
Kalkandere nahiyesi 27.06.1957 tarihinde yürürlüğe giren 7033 sayılı kanunla ilçe olmuştur. Ancak bölgemiz fiilen 01.04.1959'da ilçe olarak yönetilmeye başlanmıştır